İsrail merkezli NSO Group tarafından geliştirilen ve dünya genelinde birçok hükümet tarafından kullanılan Pegasus casus yazılımı, Polonya’daki skandalla yeniden küresel gündemin ilk sırasına yerleşti. Siber Güvenlik Uzmanı Ersin Çahmutoğlu, akıllı telefonları birer siber casusluk aracına dönüştüren Pegasus teknolojisini ve yarattığı ulusal güvenlik tehditlerini Odatv’ye anlattı.
Pegasus casus yazılımı, küresel ölçekte tartışılmaya devam ediyor. Polonya’da geçmiş dönem hükümetinin kendi vatandaşlarını takip etmek amacıyla Pegasus’u kullandığı ve bu süreçte elde edilen hassas verilerin yabancı bir ülkeye aktarıldığı iddiası, siber casusluğun sınırlarını yeniden gündeme taşıdı. Odatv, dijital dünyanın en tehlikeli siber silahlarından biri olarak kabul edilen Pegasus ve yarattığı küresel krizin ayrıntılarını araştırdı.
Siber Güvenlik Uzmanı Ersin Çahmutoğlu, telefonlara hiçbir linke tıklamadan sızan Pegasus’un çalışma mekanizmasını, arkasındaki İsrail istihbarat ağını ve devlet sırlarının yabancı ülkelere nasıl sızdırıldığını ayrıntılarıyla anlattı.
DİJİTAL SİBER SİLAH
Odatv: En basit haliyle Pegasus nedir? Bir insanın telefonuna bu yazılım bulaştığında tam olarak neleri görebiliyorlar? Fotoğraflara, WhatsApp mesajlarına ya da ortam sesine kadar her şeye erişebiliyor mu?
Çahmutoğlu: Pegasus, bir casus yazılım olarak tanımlanıyor ancak gelişmiş niteliklerinden dolayı bir siber silahtır. Siber istihbarat aygıtı olarak tanımlayanlar da var. Pegasus, telefonlara sızdığında mesajlardan arama kayıtlarına, çağrılardan rehber listesine, cihazdaki fotoğraflardan anlık konum bilgilerine, kameradan mikrofona kadar çok çeşitli ve kapsamlı erişim faaliyetleri söz konusudur. Dahası, WhatsApp mesajlarından Telegram, hatta Signal mesajlarına da erişebiliyor. Bunu nasıl yapabiliyor? Çünkü sızdığı telefonu tamamen ele geçiriyor. Kontrol tamamen Pegasus’ta oluyor. Siz telefonunuzda normal bir şekilde mesajlaşırken, fotoğraf çekerken, aramalar ve görüşmeler yaparken arka planda Pegasus da tüm bu süreçleri izliyor ve kayıt tutuyor.
“SIFIR TIKLAMA” İLE SESSİZ SIZMA YÖNTEMİ
Odatv: Eski casus yazılımlarda bir linke tıklamak gerekirdi. Pegasus’ta durum neden farklı? ‘Sıfır tıklama’ denilen yöntemle biz hiçbir şey yapmasak bile telefonumuza nasıl sızabiliyorlar?
Çahmutoğlu: Casus yazılımların farklı nitelikte ve özellikte olan türleri var. Pegasus, bu türler içerisinde en spesifik olanlardan biri. Ticari amaçla geliştirilmiş ve sadece belirli ülkelere satılabiliyor. Milyonlarca dolar değerinde olan bu casus yazılımı geliştiren NSO Group, en az 10 yıldır milyarlarca insan tarafından kullanılan akıllı telefonlarda (Apple, Samsung gibi) ve Facebook, Instagram, WhatsApp gibi uygulamalarda yer alan güvenlik açıklarını istismar ediyor. Özellikle son birkaç yıldır, sıfır tıklama “0-click” olarak bilinen yöntemle Pegasus’un en güvenli olarak bilinen telefonlara sızdığını gördük. Yani kullanıcı herhangi bir şeye tıklamıyor, bir etkileşimde bulunmuyor. Bazı güvenlik açıkları sayesinde, örneğin WhatsApp’ta geçtiğimiz yıla kadar mevcut olan kritik bir güvenlik açığını kullanarak Pegasus, dünyada binlerce cihaza sızdı. Sıfırıncı gün olarak da adlandırılan bu güvenlik açıklarında, Pegasus ve benzer özelliklere sahip Predator, Graphite gibi casus yazılımlar, kullanıcının haberi bile olmadan cihazları ele geçiriyor.
İSRAİL BAĞLANTISI
Odatv: Polonya Başbakanı Donald Tusk’ın açıkladığı asıl büyük sorun neydi? Polonya hükümeti kendi vatandaşlarını izlerken bu veriler nasıl oldu da İsrail’deki yazılım şirketinin (NSO Group) eline geçti?
Çahmutoğlu: Polonya Başbakanı Donald Tusk, yaşananları Polonya tarihindeki en büyük skandallardan biri ve “devlete karşı işlenmiş ağır bir suç” olarak nitelendiriyor. Tusk’a göre asıl vahim olan durum, ülke güvenliğinden sorumlu olan yetkililerin Polonya vatandaşlarına ait hassas verileri yabancı bir devlete (İsrail’e) teslim etmiş olması. Ayrıca Pegasus için NSO Group’a 15 milyon dolardan fazla para ödendiği, bu paranın yaklaşık yarısının normalde suç mağdurlarına ayrılması gereken “Adalet Fonu” kaynaklarından usulsüzce karşılandığı da açıklandı. Tusk, NSO Group’un İsrail hükümeti ve istihbarat servisleriyle iş birliği içinde olduğunun herkesçe bilindiğini söylüyor ki bu bilgiyi uzun zamandır bizler de dile getiriyoruz. NSO Group ve benzeri onlarca siber istihbarat şirketinin Unit 8200 ve Unit 81 gibi teşkilatlarla doğrudan bağlantısı var. Böyle bir durumda, Pegasus’u kullanan devletlerin elde ettiği tüm hassas veriler İsrail’in eline geçmiş oluyor.
YAZILIMIN DİZGİNLERİ KİMİN ELİNDE
Odatv: Polonya polisi veya istihbaratı bu yazılımı kullanırken ipler gerçekten kendi elinde miydi, yoksa sistemin ana anahtarları İsrailli şirkette mi duruyordu?
Çahmutoğlu: Kanaatimce, NSO Group ve benzeri İsrail menşeli tüm siber istihbarat şirketleri, geliştirdikleri casus yazılımları hangi devlete satıyorsa o devletin verileri İsrail’e de gidiyor. 2018-2019 yıllarından beri bu tür şirketleri ve geliştirdikleri ticari casus yazılımları araştırıyorum. Özellikle İsrail’de dört beş şirket var ve bu şirketlerin bazılarının yönetiminde eski Mossad başkanları, bazılarında da eski İsrail başbakanları yer alıyor. Diğerlerinin tamamı İsrail istihbarat teşkilatlarında üst düzey görevlerde bulunmuş kişiler. Bu şirketler, İsrail Savunma Bakanlığı’nın onay verdiği devletlere casus yazılım satışı yapabiliyor. Örneğin ABD, Rusya, Çin, İran gibi ülkelere satış genellikle yok. Casus yazılımı satın alan ülkelerin bu yazılımı nasıl kullanacağını da İsrail belirliyor. İstediği zaman müdahale edebiliyorlar. Dolayısıyla, bu yazılımları satın alan devletler, aynı zamanda casus yazılımlardan elde ettikleri verileri de İsrail ile paylaşmış oluyor.
ULUSAL GÜVENLİK RİSKLERİ VE DEVLET SIRLARI
Odatv: Bir devletin, kontrolünün tamamen kendisinde olmadığını bildiği bir yazılımı kullanması siber güvenlik açısından nasıl bir risktir? Polonya kendi eliyle devlet sırlarını dışarıya açmış mı oldu?
Çahmutoğlu: Öncelikle şunu belirtmek gerekir; bu tür casus yazılımlar genelde yasa dışı olarak kullanılır. Yasal kullanımlar da elbette olabilir. Ama siyasi bir amaç doğrultusunda kullanım olduğunu da çok defa gördük. Pek çok ülkede bu şekilde oldu. Ulusal güvenlik ve terörizmle mücadele adı altında masum insanları hedef alan devletler oldu. Bu yazılımları da çoğu zaman başka devletlerden satın alıyorlar. Yazılımın menşei, sunucuların yurt dışında olması vb. nedenlerle gizlendiklerini düşünüyorlar. Bu düşünceyle milyonlarca dolar ödeyerek bu casus yazılımları satın alıyorlar fakat sızdıkları cihazlardan elde ettikleri tüm veriler de geliştirici olan ülkeye gidiyor. Bu ciddi bir ulusal güvenlik riski olsa da pek çoğu siyasi nedenlerden dolayı bunu görmezden geliyor.
CASUS YAZILIMLAR KÜRESEL TEHDİT
Odatv: Bu durum sadece Polonya’nın sorunu mu? Satın alan diğer ülkelerin de verileri İsrail’e gidiyor olabilir mi? Ticari casus yazılımlar konusunda dünya nereye gidiyor?
Çahmutoğlu: Elbette sadece Polonya’ya özgü bir durum değil. 2016 yılından beri Orta Doğu’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Avustralya’ya kadar dünyada pek çok bölgede İsrail menşeli casus yazılımların kullanıldığını gördük. Bugün hâlâ bu sorun devam ediyor ve İsrail adeta bu alanı domine eden ülke konumuna geldi. Güney Kıbrıs, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Hırvatistan, Endonezya ve Tayvan gibi ülkelerde kurulan paravan şirketler üzerinden İsrail bu casus yazılımları satıyor. Avrupa’da birkaç ülke bu konuya dikkat çekiyor ve sadece İsrail değil, Avrupalı başka ülkelerin de bu tür ticari casus yazılımlarla dünyayı izlediklerini dile getiriyor. Bazı ülkeler yıllardır hem İsrail ile hem de casus yazılımı kullanan istihbarat servisleri ile hukuki mücadele içerisinde. Ayrıca Avrupa Birliği Pegasus özelinde bir komisyon kurdu. PEGA isimli bu komisyon da uzun bir süredir raporlarında bu tehlikeye dikkat çekiyor. Ancak henüz kayda değer bir gelişme olmadı.
Sezim Sungur